Voyager-1, Yeni Keşifler ile Bilmeceleri Beraberinde Getirdi

52


NASA’nın araştırma için kullandığı ve yaklaşık 40 yıldır görevinin başında olan Voyager-1 uzay aracı, kozmozun egzotik karanlık maddesi ve buharlaşan kara delikler hakkında yeni bilgilere ışık tutacak bazı keşiflerde bulundu.

Geçtiğimiz ay Fransa’nın Grenoble kentinde düzenlenen CRISM 2018 (Kozmik Işınlar ve Yıldızlararası Ortam) etkinliğinde elde edilen bulguların paylaşıldığı araştırma görevi, düşük enerjili kozmik ışınların daha yüksek yoğunluğa sahip olabileceği teorisini doğurdu. Aslında söz konusu olan bu kozmik ışınlar, 19.yüzyılın başlarında adlandırılmaya başlandı fakat keşfin tanımlanması hakkında bazı soru işaretleri halen devam ediyor. Çünkü kozmik ışınlar aslında isminde kullanıldığı üzere ışınlardan değil, ışığın hızına yaklaşan hızlarda hareket eden yüklü element parçacıklarından oluşuyor. Şaşırtıcı olan şey ise bu parçacıkların karanlık maddenin düşük kütle limitleri hakkında önemli bilgiler sunabilmesi.

İlk olarak 1933 yılında İsviçre’li astronom Fritz Zwicky tarafından keşfedilen “Coma Galaxy” kümesi böylece yıldız kümeleri ve galaksiler hakkında bu cisimlerin varlığının resmi bir kanıtı olarak kabul edildi. Günümüzde yapılan tahminlere ve araştırmalara göre öne sürülen “Standart Kozmolojik Model” yaklaşımına göre ise evrenin yaklaşık %85’i karanlık maddeden oluşuyor.



Teorik olarak karanlık madde parçacıkları, normal madde parçacıkları ile zayıf şekilde etkileşime giren WIMP (Zayıf etkileşen büyük parçacık)’lerden oluşuyor. Her ne kadar Voyager uzay aracının kozmik ışın verisi dolaylı yoldan bu maddeye işaret etse de bugüne kadar net bir kanıt henüz bulunabilmiş değil. Bilim insanları ise bu kozmik ışınları kullanarak Samanyolu Galaksisi’nin karanlık maddesini açığa çıkarmayı hedefliyor. Zira galakside bulunan bazı karanlık madde parçacıkları, antipartikül çiftlerini yok ederek kendisini açığa çıkarabiliyor fakat anti madde için aynı şey söz konusu olamıyor.

  İnsanlık Mars'ta Nasıl Yaşanabilir Bir Atmosfer Oluşturacak?

Geçtiğimiz aylarda hayata gözlerini yuman Hawking’in ise kuantum etkisinin kara delikleri sürekli olarak buharlaştırdığına dair bir düşüncesi vardı. Bu konu üzerine çalışmalar yapan diğer bir bilim insanı olan fizikçi Pierre Salati’ye göre tüm mikroskobik kara delikler buharlaşma sayesinde kozmik ışınlara dönüşüyorlar. Dolayısıyla Voyager’ın elde ettiği yeni verilere göre kozmik ışın yayan kara deliklerin nasıl buharlaştığının araştırılması gerekiyor. Fakat söz konusu bu buharlaşan kara delikler gerçek ise neden Dünya ile Güneş arasındaki mesafede etkilerini hiç gözlemleyemedik?

Salati’ye göre belki de hiç böyle bir etkileşim var olmadığı için gözlemlenemiyor. Tabi bu olayı Güneş ile Dünya arasında hiç gerçekleşmedi diye tümüyle reddetmekte mantıksız. Çünkü buradaki ana tema kara deliklerin buharlaşması ve buharlaşmanın yaydığı kozmik ışınlar üzerine kurulu. Voyager’ın gönderdiği verileri inceleyen merkez bu verilerin 2023 yılına kadar gönderilmeye devam edeceğini umuyor. Günümüz tarihine kadar, buharlaşan kara delikler, kozmik ışınlar, anti madde ve karanlık madde gibi kavramlar henüz onlarca soru işaretiyle beraber bir bilmece olarak varlığını sürdürmeye devam ediyorlar.

Kaynak: http://www.webtekno.com/dunya-ya-insan-yapimi-en-uzak-nesne-olan-voyager-1-karanlik-madde-ye-isik-tutacak-yeni-bir-kesif-yapti-h49527.html