in , ,

Sessizlik, İnsan Sağlığını ve Yaşam Kalitesini Önemli Derecede İyileştiriyor



Dünyanın giderek daha kalabalık bir yer olmasıyla insanlığın kaybettiği “sessizlik” hali, aslında beynimiz ve yaratıcılığımız için oldukça kritik bir öneme sahip. Ünlü yazar Erling Kagge’den de alıntılar yaparak “sessizlik” olgusunu inceleyeceğimiz yazımıza hoş geldiniz.

Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan otomobiller, akıllı telefonlar ve daha birçok elektrikli cihaz, insan hayatını kolaylaştırsa da bazı büyük sorunları da beraberinde getirdi. Radyasyonun sebep olabileceği sağlık sorunları, teknoloji bağımlılıkları ya da sosyal bozukluklar dışında insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan biri de sessizliği kaybetmiş olması. Artık tamamen sessiz bir ortam bulmak neredeyse imkansız.

Ünlü gezgin, felsefeci ve yazar Erling Kagge, “Gürültü çağında yaşıyoruz. Sessizliğin neredeyse soyu tükenmiş” sözleriyle durumu çok iyi özetliyor aslında. Sessizliği keşfetmek için Kuzey Kutbu’na ve Güney Kutbu’na giden, hatta Everest’e tırmanan Kagge, “Antarktika şimdiye kadar bulunduğum en sessiz yerdi. Parçası olduğum bu dünyaya daha dikkat gösterir hale geldim” ifadeleriyle sessizliğin hayatımız için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.



Herkesin kendi “içsel sessizliğini” bulabileceğini düşünen Kagge’ye göre bir insan için en değerli zamanlar, kendi fikirleriyle baş başa kalıp kendi hayatının içine girebildiği anlar. Neyse ki Kagge gibi sessizliğin peşine düşmek için kutuplara ya da Everest’e gitmemize henüz gerek yok. Hızla tükeniyor olsa da sessizliğin değerini anlayabileceğimiz ortamları hala bulmak mümkün.

2001 yılında Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, dinlenme halinde beynin çalışmaya, algılamaya ve değerlendirmeye devam ettiği sonucuna ulaşıldı. Sonraki çalışmalarda ise dinlenme halinin kendimize odaklanmayı kolaylaştırdığı tespit edildi.

Washington Üniversitesi’ndeki araştırmaların ve sonrasında yapılan çalışmaların sonuçları, “Sessizlik yeni düşünce biçimlerini açmak için bir anahtar” sözünü söyleyen Erling’in felsefi yaklaşımının bilim tarafından kanıtlandığını gösteriyor. Tarihin en önemli ressamlarından Leonardo da Vinci’nin “Otoriteyi sessizlik kadar hiçbir şey pekiştirmiyor” sözü, sessizliğin önemini gösteren bir diğer felsefi yaklaşım.

2013’te fareler üzerinde yapılan bir çalışmada biyolog Imke Kirste, sesin beyne olan etkilerini araştırmıştı. Sesin kalıcı bir etkisinin olmadığı fakat günde 2 saat sessiz bir ortamda kalan farelerin beyninde hipokampus bölgesindeki hücrelerin geliştiği görüldü. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, hafıza sorunlarına sessizliğin ilaç olabileceği anlamına geliyor olabilir.

Sosyal medyanın da sessizliğe büyük zarar verdiğini düşünen Erling, “Tatmine ulaşmak için tekrar ve tekrar telefonlarımıza bakıyoruz. Ancak tatminin aksine, gürültü yaratan bu tür uyarıcılar kaygıya ve olumsuz hislere yol açıyor. Sosyal medyaya takılıp kalmış olabiliriz, ama bu mutlu olduğumuz anlamına gelmiyor” şeklindeki düşünceleriyle sosyal medyadan uzak kalmanın, bize kaybettiğimiz sessizliği geri vererek daha mutlu edebileceğini açıklıyor.

Gereksiz seslerin sağlığımıza bir diğer olumsuz etkisi de stres ve uykusuzluğa neden olması. Yapılan araştırmalara göre gürültüye karşı tepki veren vücudumuzda stres hormonları salgılanmaya başlıyor ve uykusuzluk dahil birçok anormallik baş gösteriyor.

Tüm bu araştırmaların sonuçları ve Erling gibi felsefi yaklaşan düşünürlerin fikirleri incelendiğinde, hem sağlığımız için hem de yaşam kalitemizi arttırmak için, sessizliğe ihtiyaç duyduğumuz kesin. Siz de sessizlik ve gürültünün etkileri hakkındaki yorumlarınızı bizlerle aşağıdaki yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz.

Kaynak :https://www.bbc.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Dünyanın En Büyük Havayolu Şirketlerinin Uçaklarında Gizli Kameralar Bulundu