in ,

İnsanın En Karanlık Yönlerini Konu Edinen 5 Psikolojik Roman



Konusu ne olursa olsun, insanın ürettiği tüm eserler aslında temelde insanı anlatır. Fakat kimi kitaplarda bu ‘insan’ vurgusu daha çok ön plandadır ve içimizdeki karanlığı, yeri geldiğinde de ilkelliği yüzümüze vurarak adeta deprem etkisi yaratırlar. Kitaplık köşesinde bu hafta deprem etkisi yaratan eserlere yer veriyoruz.

Edebiyat, insanın kendini anlatabilmek için yöneldiği en eski ve en etkileyici yollardan biri. Herhangi bir sınır olmadan, hayallere sığdırabildiğimiz her şeyi anlatmaya ya da okuyucu gözünden “anlamaya” imkan tanıyan edebiyatın en ilgi çekici başlıklarından biri, tabii ki insanın kendisidir.

Türümüzü genelde zeki ve gelişmiş olarak tanımlarız ve evet; hem zeki hem de gelişmiş bir canlı türüyüz. Fakat insanlık olarak ne kadar gelişirsek gelişelim, yok edemediğimiz vahşi ve ilkel bir yanımız var. Bu vahşi ve ilkel tarafımız, sosyal bir varlık olan insan için büyük bir sorun, çünkü beraberinde şiddeti, kontrolsüz gücü ve içgüdüsel rekabeti getiriyor.



İLGİLİ HABER

Teknolojiyle İlk Kez Karşılaşan İlkel Kabilelerin Yaşadığı Büyük Şok: Kargo Kültü

Öznesi insan olan edebiyat, doğal olarak insanın bu özelliklerinin korkusuzca anlatıldığı pek çok hikayeye sahip. Biz de bu haftaki Webtekno Kitaplık listemizde, insanın kendisiyle ve toplumla mücadele ettiği 5 başarılı romandan bahsedeceğiz. 

Kırmızı Pazartesi – Gabriel García Márquez:

İnsan psikolojisini ve insanın toplum içindeki yerini en başarılı şekilde anlatan yazarlar listesinde, ilk sıralara oynabilecek Márquez’in en başarılı eserlerinden Kırmızı Pazartesi; adını Kolera Günlerinde Aşk ya da Yüzyıllık Yalnızlık kadar duyuramasa da insanı, insanın yarattığı toplumun karanlık yüzünü en iyi anlatan hikayelerden biri.

En çok kullanılan tabiriyle “herkesin işleneceğini bildiği” bir cinayeti anlatan kitap; yaklaşan cinayet üzerinden koskoca bir kasabada bulunan onlarca insanın ölüme, suça, “namus” gibi toplumsal kavramlara bakışını aktarırken, bir yandan da insanların nasıl tutarsız, taraflı ve yalancı olabileceği gerçeğine ışık tutuyor. Oldukça kısa ve etkileyici olan Kırmızı Pazartesi,insana ve toplumun insan üzerinde kurduğu korkunç baskıya dair enfes bir eser.

Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck:

Fareler ve İnsanlar, insanın naif ve aynı zamanda suça meyilli yanını en “yumuşak” şekilde anlatan eserlerden biri. Bir yandan iyi yürekli ve masum olan insanı anlatırken, bir yandan da insanın içindeki güç arzusuna ve kötülüğe gönderme yapan kitap, edebiyat tarihinin klasiklleri arasında yer alıyor. Beklenmedik sonuyla da büyük bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. 

Çiftlikten çiftliğe gezerek iş arayan iki tarım işçisi dostun, içlerinden birinin “farkında olmadan işlediği suçlar” sonrası yaşadıklarını anlatan kitap, herkesin mutlaka okuması gereken klasikler listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Dorian Grey’in Portresi – Oscar Wilde:

Oscar Wilde’a, yazıldığı tarihte kötü bir ün getiren ve ahlaki değerleri yok saydığı gerekçesiyle yerden yere vurulan Dorian Grey’in Portresi, gelen tepkilerden sonra Wilde’ın da izniyle “sadeleştirilerek” yeniden yayınlandı. Sansürlü haliyle bile oldukça etkileyici ve çarpıcı olmayı başaran bir kitap. 

Güzelliğe ve gençliğe takıntılı bir adam olan Dorian’ın, bu iki değeri kaybetmemek adına gün geçtikçe diğer tüm insani değerlerdenn nasıl uzaklaştığını anlatan Dorian Grey’in Portresi, aynı zamanda Oscar Wilde’ın yayınlanan tek romanı olma özelliği taşıyor.

Sonbahar Ülkesi – Ray Bradbury:

Her ne kadar başlığımızda yer verdiğimiz “roman” kavramını karşılamasa da, Fahrenheit 451 ve Mars Yıllıkları gibi klasikleşmiş eserlerin başarılı yazarı Ray Bradbury’nin öykülerinden oluşan bir derleme olan Sonbahar Ülkesi, insan için kendine dair en büyük gizemlerden biri olan ölümü türlü şekillerde anlatan başarılı bir eserler bütünü. 

Fantastik ve Bilim-kurgu türünün en başarılı yazarlarından olan Ray Bradbury, Sonbahar Ülkesi‘nde yer alan öykülerinde de bolca fantastik ögelere yer veriyor ancak bunu o kadar başarılı şekilde yapıyor ki öykülerdeki gerçekliği sorgulamak mümkün olmuyor. Öykülerin odağında yer alan ölüm kavramının değişkenliği ise insanın bu kavram karşısındaki çaresizliğini gözler önüne seriyor.

Eğer bu günlerde bir başucu kitabı arıyorsanız, kışa yakışacak karanlık öyküler sizi memnun edecekse, Sonbahar Ülkesi‘ni mutlaka okuma listenize eklemelisiniz.

Otomatik Portakal – Anthony Burgess:

İnsanlık için yazılmış en karanlık distopyalardan biri olan Otomatik Portakal, aynı zamanda en farklı olanı. Kurulan distopya insanları yok eden robotlardan, uzaydan gelen saldırılardan ya da bir tür kıyamet senaryosundan ibaret değil; doğrudan insanın içindeki şiddetin ortaya çıkmasına dayalı bir distopya.

Temelde tüm distopyaların tabanını insanın hataları ve kötülüğü oluşturuyor diyebiliriz, ancak yine de Otomatik Portakal hem kendine has diliyle hem de yozlaşmışlığı ifade ediş biçimiyle oldukça farklı bir eser.  Eğer alternatif bir distopya okumak; şiddeti, yozlaşmışlığı, saf kötülüğü ve toplumsal değerlerin yerle bir oluşunu gözlemlemek isterseniz, Otomatik Portakal mutlaka listenize girmeli.

BONUS: Sineklerin Tanrısı – William Golding

Sineklerin Tanrısı, insan kötülüğüne dair yazılmış açık ara en iyi kitaplardan biri. Her zaman masumiyetiyle andığımız çocuklar üzerinden dehşet ve şiddet kavramlarının insandaki yerini şahane bir şekilde anlatan kitap, ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun güç, iktidar ve yaşam savaşını anlatıyor.

İlk başta zorlu koşullarla verilen savaş, bir süre sonra insanın kendiyle kavgasına dönüyor ve çocuk tanımı da yok oluyor.

Kaynak: Webtekno.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İşyeri İnsanları Öldürüyor ve Kimsenin Umrunda Değil

Kivinin faydaları nelerdir?