Antartika’da Tespit Edilen Bir “Hayalet Parçacık” Bilim Dünyasında Heyecan Yarattı

13


Antartika’da Tespit Edilen Bir “Hayalet Parçacık” Bilim Dünyasında Heyecan Yarattı

Gökbilimciler, Antartika’da tespit edilen “Hayalet” parçacıktan yola çıkarak, evrendeki en yüksek enerjiye sahip radyasyonun kozmik ışınlara ait olabileceğine dair önemli kanıtlar elde ettiklerini söylüyorlar.

Kozmik ışınların varlığı 100 yıldan fazla bir süre önce keşfedildi fakat köklerinin nerden geldiği hakkında bir türlü istenilen veriler elde edilemiyor. Çünkü bu ışınlar Dünya’ya yöneldiği vakit, gezegenin atmosferi çoğunu emerek yok ediyor. Eylül 2017 yılında başlatılan bir araştırma ise bu konuda bazı farklı veriler elde edilmesini sağladı. Araştırmacılar, Antartika buzuluna gömülü devasa bir dizi sensörden oluşan IceCube sayesinde, “Hayalet” partikülü veya nötrinoyu bulduklarını iddia ediyorlar. Gelen bu yeni bilgiler ise gazın ve tozun içerisinde sürüklenen, Güneş kütlesinin milyonlarca katı hızında dönen devasa bir kara deliğe işaret ediyor.



Söz konusu blazar (süper kütleli kara delikler) benzeri bu yapıya TXS 0506+056 adını veren bilim insanları, kara deliğin Orion Takımyıldızı kolunun hemen altındaki gökyüzünde olduğunu söylüyor. Dünya’ya 4 milyar ışık yılı uzaklıkta olan TXS 0506+056, aktif bir gökada kütlesinin merkezinde yer alıyor.

Yüksek enerjili nötrino tespit edildikten sonra IceCube, blazar’daki ışık tabanlı gözlem odalarını hedef alarak diğer astoronomları uyardı. Devreye giren diğer teleskoplar ve dedektörler ise başka bir radyasyon dalgası yakalamayı başardılar. Araştırmacılar tarafından aktif bir gökadaya sahip olduğumuzun ilk kanıtı olarak nitelendirilen bu keşif, nesneler hakkında daha fazla bilgi edinmek ve fenomenler hakkında daha kesin sonuçlara varmak için evreni gözlemek konusunda büyük ilerleme sağlayacak.

Kozmik Işınların Gizemi ve Önemi
Kozmik ışınlar sürekli olarak Dünya’yı bombalamaktadırlar. Kozmik iyonlaştırıcı radyasyon olarak da adlandırılan bu parçacıklar, neredeyse ışık hızında hareket eden protonların çekirdek atomları veya atom altı parçacıklarını oluştururlar. Aynı zamanda bu ışınların Dünya’ya çarpmadan önce milyarlarca yıl seyahat edebildiklerini de belirtelim. Bu yüksek enerjili yüklü parçacıkları elbette gözle görebilmek mümkün değil ancak her an gezegenimizin atmosferine her yandan sürekli olarak çarpıyorlar.

Bu ışınlar Dünya’ya yaşayan insanlar için herhangi bir risk oluşturmazlar çünkü gezegenin atmosferi, sahip olduğu manyetik alan sayesinde altındakileri koruyabilmektedir. Hatta NASA’da radyasyonlar üzerine çalışmalar yapan sağlık görevlisi Eddie Semones’ın dediğine göre Dünya’nın doğal radyoaktif malzemesi insanlara galaktik kozmik ışınlardan daha fazla çarpıyor.

Kozmik ışınların radyasyonlara etkisi tam olarak çözülebilmiş değil fakat kaynağının süpernova adı verilen patlayan yıldızlar olabileceğine dair önemli işaretler var. Bu tür varlığı bilinen ama kaynağı çözülemeyen şeylerin geldikleri yön, onların devamlı olarak oradan geldikleri anlamı taşımadığı için merkezinin tespiti zorlaşıyor. Örneğin bir el fenerinden gelen ışığa doğru bakarak onun geldiği yönü rahatlıkla bulabiliyoruz fakat kozmik ışınlar, sürekli olarak seyahat ettiklerinden ve yer değiştirdiklerinden dolayı kaynağı tespit edilemiyor.

Kaynak:http://www.webtekno.com/antartika-da-tespit-edilen-bir-hayalet-parcacik-bilim-dunyasinda-heyecan-yaratti-h49608.html

Comments

0 comments