Afrika’nın En Eski DNA’sı Eski Bir Kültürün Gizemlerine Işık Tutuyor

68


Bilim adamları, 15,000 yıl önce Afrika’da yaşayan insanların genlerini başarıyla sıraladı ve buldukları şey, toplulukların Taş Devri’nin sonuna kadar hareket ettikleri ve etkileştikleri yol üzerine yeni bir ışık tutuyor.Kuzey Afrika’nın tarihini anlamak, dünyanın geri kalanına kıtalar boyunca nasıl yayıldığını haritalandırırken çok önemlidir, ancak şimdiye kadar uzmanlar çok az genetik materyale başvurmuşlardır.Normalde, bu eski DNA kalıntıları bozulmuş olabilirdi ama araştırmacılar bazı uzman laboratuar ve yeni analiz tekniklerine eski genomları kurtarmak için, en azından, yaklaşık 15.000 yıl önce Fas’ta ölen dokuz kişinin kalıntılarına başvurdu.Yeni DNA verileri, aslında Afrika’dan tam olarak analiz edilen en eski insan DNA kanıtıdır ve Kuzey Afrika, Sahra altı Afrika ve Orta Doğu’dan insanların düşündüğümüzden çok daha erken etkileşime geçtiğini göstermektedir.Saaïd Amzazi, Morocco’da Mohammed V Universite’si ekibinden biri ” Kuzey Afrika’nın tarihini anlamak türümüzün tarihini anlamada çok önemlidir.” der. Kuzaeybatı Afrika’nın kuzeyinde Akdeniz, güneyinde ise Sahra çölü mevcut. Ve bu iki durum on binlerce yıl önce nüfusun dışarıya yayılmasında oldukça etkili engellerdi. Ama bilim insanlarına göre, Fas’ta bulunan örneklerdeki DNA benzerlikleri ve Sahra altı Afrika’daki genetik veriler belki de insanların bir kutunun içinde sıkışmış gibi olmadığını gösteriyor. Bu bazı taraflarıyla diğer topluluklarla benzerlik gösterirken, Taforalt insanlarında bulunan genetik işsretler kayıtlardaki herhangi bir genomla tam bir uyum sağlamadı. Bu durum geriye, bu popülasyonun tam olarak nereden ortaya çıktığı konusunda tahmin yapan uzmanlar bırakıyor. Tarihçilerin merak ettiği bir diğer şey ise Sicilya ya da güney İspanya’dan eski Avrupalılara kadar da genetik bir bağlantının olmaması. O zamanlar bu bölgeler çok karışık değilmiş gibi görünebilir, en azından bu örneklere göre. Araştırmacılar Faslı Taforalt köyü yakınlarında Grotte des Pigeons’da bir mezarlığa odaklandılar. Aslında dünyanın en eski mezarlığı olarak biliniyor ve eski halkların genetik özelliklerine ilgi duyan araştırmacılar için zengin toplamalar. Natural History Museum ‘de araştırmacılardan biri olan Louise Humphrey ”Grotte des Pigeons, Kuzeybatı Afrika’nın insanlık tarihini anlamak için çok önemli bir bölgedir, çünkü modern insanlar çoğunlukla bu mağaralara, Orta ve İleri Taş Devri boyunca yoğun bir şekilde uzun süreli olarak yerleşmiştir.” der. Burada yaşayan Taş Devri topluluklarının, mikrolit olarak bilinen küçük taş aletlerini ilk kullananlardan biri olduğu düşünülmektedir. Bu durum yaklaşık olarak 10,000 yıl önce Kuzey Afrika’daki tarım devriminden önce gerçekleşti. Daha fazla araştırma, uzmanların Taforalt’ta yaşayan ve ölen insanların soyu hakkında daha fazla şey keşfetmesine yardımcı olabilir ama binlece yıl önce dünya üzerinde nasıl hareket ettiklerine ışık tutan modern genetik incelemeler yoluyla da zaten görebiliyoruz. Ve bu izole bir olay da değil. Bu yılın başlarında, eski DNA’lar üzerinde yapılan testler, tarihçilerin daha önce hiçbir şey bilmedikleri bir Yerli Amerikalı nüfusunu ortaya çıkardı. Johannes Krause ” Bu, eski genetiklerin bizim insanlık tarihi anlayışımıza katkısını gösteriyor.” dedi. “Açıkça görülüyor ki , insan toplulukları daha önce varsayıldığıdan daha uzak alanlardan daha fazla grupla daha çok etkileşiyordu.”

  Kimdi bu Stephen Hawking?

Kaynak: https://www.sciencealert.com/africas-oldest-dna-unlocks-ancient-culture-migration-mystery